0 212 583 80 10 DAHA FAZLA BİLGİ İÇİN BİZE ULAŞIN
DİYABETİK RETİNOPATİ

Diyabetik Retinopati


Diyabete bağlı göz hastalığı nedir?


Diyabetik göz hastalıkları diyabetli hastalarda diyabetin yan etkisi olarak görülen bir grup göz hastalığıdır. Bu problemlerin hepsi şiddetli görme kaybına ve hatta körlüğe bile neden olabilirler.


Retina:

Gözünüzün arka kısmındadır. ışığa duyarlı, damar ve sinir yapısı zengin bir ağ tabakasıdır.


Göz sıvısı (Vitre):

Gözün arkasında bulunan jöle kıvamında bir maddedir.


Göz merceği (Lens):

Gözün ön tarafındadır. Işığı retinaya iletir.


Optik sinir:

Gözle beyin arasındaki iletişimi sağlar.


Diyabete bağlı göz hastalıkları şunlardır:

  • Diyabetik retinopati— gözün retina bölümündeki damarlarda hasar.
  • Katarak—Gözün merceğinin buğulanması ve şeffaflığını kaybetmesidir. Katarak diyabetlilerde erken yaşlarda ortaya çıkar.
  • Glokom—gözün iç kısmındaki sıvıda basınç artışı ile optik sinir hasarı ve görme kaybı. Diyabetli bireylerin glokoma yakalanma olasılığı diğer sağlıklı bireylere göre 2 kat fazladır.

 

Diyabetik Retinopati nedir?

Diyabetik retinopati en sık görülen diyabete bağlı göz hastalığıdır ve körlüğe neden olmaktadır. Retinadaki damarlarda diyabetin neden olduğu değişiklikler nedeniyle olur.


Retina (ağ tabakası) ışığa duyarlı tabakadır ve görme fonksiyonu için sağlıklı olmak zorundadır.


Diyabetik retinopatide farklı türde hasarlar meydana gelir. Kan damarlarının yapısı bozularak küçük baloncuklar meydana gelir ve kanamalara ve damar içindeki sıvının etraf dokulara sızmasına neden olur. İlerleyen evrelerde ise retina üzerinde istenmeyen yeni damar tomurcukları oluşur ve ani göziçi kanamaya sebep olur.

Diyabetik retinopatide ilk başlarda görme kaybı gelişmez, zamanla hastalık ilerledikçe görmede zayıflık başgösterir. Bu yüzden görmesinde herhangi şikayeti olmayan bir diyabet hastasının diyabetik retinopatisi olmayacak diye bir şey yoktur, düzenli aralarla göz kontrolü gerekir. Diyabetik retinopati genellikle her iki gözüde etkiler.


Diyabetik Retinopatinin Evreleri Nelerdir?

Diyabetik retinopatinin 4 evresi vardır:


1- Hafif non-proliferatif diyabetik retinopati: Bu erken evrede, retina damarlarında mikroanevrizma denilen baloncuklar oluşur.


2- Orta non-proliferatif diyabetik retinopati: Retina damarlarında baloncuklar artmış ve damarlarda tıkanmalar baş göstermiştir.


3- Şiddetli non-proliferatif diyabetik retinopati: Damar tıkanıklıkları ve kanamalar artmış, retinada oksijen eksikliği belirgin hale gelmiştir.


4- Proliferatif diyabetik retinopati: Retinadaki oksijen eksikliği ve beslenememe artmış ve beyne tehlike sinyalleri gönderilerek retinada yeni ve sağlıksız damar oluşumu başlamıştır. Oluşan bu yeni damarlar çok narindir, her an kanamaya ve ani görme kaybına yol açabilir.


Nedenler ve Risk Faktörleri


Diyabetik retinopati nasıl görme kaybı yapar?


Diyabetik retinopati iki yolla görme kaybı yapar:

1- Zayıflayan damarlardan sızan sıvı, makula denilen görme merkezinde toplanır ve makula ödemi denilen su toplaması oluşur. Bu durum retinopatinin her evresinde görülebilsede proliferatif retinopatili hastaların %50 sinde mevcuttur ve görmeyi zaman içinde yavaş yavaş azaltır.

2- İleri evrede sağlıklı olmayan, zayıf yeni damar oluşumlarından ani kanamalar meydana gelebilir ve ani görme kaybına yol açar. Bu duruma proliferatif retinopati denir ve hastalığın en kötü ve ileri evresidir.

Solda, sağlıklı bir kişinin gördüğü görüntü, sağda ise ileri diabetik retinopatili bir hastanın gördüğü görüntü izlenmekte.

 

Kimler diyabetik retinopati için risk taşır?

Tip 1 ve Tip 2 diyabeti olan tüm kişiler diabetik retinopati riski taşır. Her diyabet hastası, yılda en az bir defa gözbebeği büyütülerek ayrıntılı retina taramasından geçmelidir. Ne kadar uzun süredir diyabet hastası ise, diyabetik retinopati gelişme riski o kadar artmaktadır. Göz hekiminiz sizde diyabete bağlı retinopati tespit etmişse göz probleminizin ilerlemesini durdurmak için size diyabetinizi kontrol altına almanızı tavsiye edecektir.
Gebelik, diyabeti olan kadınlar için ek bir risktir. Gebelik sırasında ayrıntılı retina muayenesi sıklığı arttırılmalıdır.


Görmemi korumak için ne yapmalıyım?

Diyabet hastalığınız varsa en az senede bir kez ayrıntılı retina muayenesi olmalısınız.

  • Diyabetik retinopati sinsi bir hastalıktır. Diyabetli bir kişide görmede herhangi bir hasar olmadan yıllar içinde ileri evre diabetik retinopati gelişebilir.
  • Makula ödemi diyabetik retinopatinin her 4 evresindede hiçbir belirti vermeden gelişebilir.
  • Görmede şikayetiniz olsun ya da olmasın, doktorunuz size diyabetik retinopati için tedavi önerebilir. Erken teşhis ve zamanında tedavi, görme kaybını büyük oranda engelleyebilir.
  • Eğer diyabetik retinopati gelişmişse, daha sık aralarla retina muayenesi gerekir. İleri (proliferative) diyabetik retinopati varlığında uygun ve zamanında tedavi ile görme kaybı riski %95 oranında önlenebilmektedir.
  • Kan şekerinin düzene sokulması, diyabetik retinopati gelişimini ve ilerlemesini büyük ölçüde engellemekte ya da yavaşlatmaktadır. Bunun dışında böbrek ve uç sinir hasarlanmasını da önlemekte ya da yavaşlatmaktadır.

Dünyada yapılan bilimsel çalışmalar sonucu kan şekerinin iyi kontrolü diyabetik retinopatinin hem ortaya çıkış hızını hem de ilerleme hızını durdurmaktadır. Kan şekeri regülasyonu  iyi olan hastalarda böbrek ve sinir hasarı daha az görülmekte ayrıca diyabetik retinopatide kullanılan laser tedavisine ihtiyaç azalmaktadır.


Diğer bazı bilimsel çalışmalarda tansiyon yüksekliği (hipertansiyon) ve kan yağları yüksekliğinin (LDL-kolesterol ve Trigliserit) kontrolü görme kaybı riskini azalttığı tespit edilmiştir.


Hastalık Belirtileri ve Teşhis


Diyabetik Retinopatinin belirtisi varmıdır?

Diyabetik retinopati sinsi bir hastalıktır. Hastalığın erken dönemlerinde, herhangi bir belirti yoktur, ayrıca  diyabetik retinopati ağrısız bir hastalıktır. Muayene için belirti vermesini beklememek ve senede bir retina muayenesi olmak gerekir.


Makula denilen görme merkezinde makula ödemi denilen sıvı birikimi meydana gelirse görmede bulanma başlar. İleri evrede retinada istenmeyen yeni ve hastalıklı damarlanma başlarsa bu damarlar aniden kanayabilir ve görme aniden kaybedilebilir.


Kanama Varlığında Proliferatif Retinopatinin Belirtileri Nelerdir?

Ani kanama durumunda, ilk belirti olarak sıklıkla uçuşan cisimler görülür. Bir sure sonra görme tamamen kapanabilir. Uçuşan cisimler görülürse, vakit geçirmeden ayrıntılı retina muayenesinden geçmek ve gerekli tedaviyi olmak gerekir, aksi takdirde kanama şiddetlenir ve görme tamamen kapanabilir.


Ani kanamaların çoğu sabaha karşı uykuda meydana gelir.

Bazen, tedavi olmadan da kanama kendiliğinden geçebilir ve görme yeniden açılabilir. Ancak bu yanıltıcı bir durumdur ve kanamanın tekrarlama olasılığı çok yüksektir. Bu yüzden kanamanın geçmesini beklemeden doktora başvurmak gerekir.

Tedavi edilmediği takdirde, diabetik retinopati şiddetli görme kaybıyla sonuçlanır. Aynı şekilde erken tedavi ile de görme kazanımı daha fazla olur.


Kanama Varlığında Proliferatif Retinopatinin Bulguları Nelerdir?

Ani kanama durumunda, ilk belirti olarak sıklıkla uçuşan cisimler görülür. Bir sure sonra görme tamamen kapanabilir. Uçuşan cisimler görülürse, vakit geçirmeden ayrıntılı retina muayenesinden geçmek ve gerekli tedaviyi olmak gerekir, aksi takdirde kanama şiddetlenir ve görme tamamen kapanabilir. Ani kanamaların çoğu sabaha karşı uykuda meydana gelir.


Bazen, tedavi olmadan da kanama kendiliğinden geçebilir ve görme yeniden açılabilir. Ancak bu yanıltıcı bir durumdur ve kanamanın tekrarlama olasılığı çok yüksektir. Bu yüzden kanamanın geçmesini beklemeden doktora başvurmak gerekir.


Tedavi edilmediği takdirde, diyabetik retinopati şiddetli görme kaybıyla sonuçlanır. Aynı şekilde erken tedavi ile de görme kazanımı daha fazla olur.


Diyabetik Retinopati ve Makula Ödemi Nasıl Saptanır?

Ayrıntılı bir retina muayenesi aşağıdaki testleri içerir;

  1. Görme keskinliği ölçümü: Belli bir uzaklıktan ne kadar bir görme olduğu ölçülür.
  2. Retina muayenesi: Gözbebekleri çeşitli damlalar damlatılarak büyütülür. Çeşitli mercekler kullanılarak ayrıntılı retina muayenesi yapılır.
  3. Göz tansiyonu ölçümü: Tonometri cihazı ile göz içi basıncı ölçülür.
  4. Fluoresein anjiografi: Ayrıntılı retina muayenesinde, gerekli gördüğü takdirde doktorunuz fluorescein anjiografi çekilmesini önerebilir. Kol damarlarından bir boyar madde enjekte edilerek her iki gözden de ard arda retina fotoğrafları alınır. Bu sayede gözün retinasının damar yapısı hakkında bilgi edinilir. Buna göre tedavi yönlendirilir.
  5. Optik koherens tomografi: Makula ödeminin saptanmasında ve takip edilmesinde son yıllarda optik koherens tomografi (OCT) denilen bir cihaz da kullanılmaktadır. Hastaya herhangi bir girişim yapılmadan, kısa bir süre içinde makula bölgesinin gerçeğe yakın kesitleri elde edilir. Bunun için diod laser ışık ışını kullanılır. OCT bize makula ödemi hakkında ayrıntılı bilgi verir.

Tedavi


DİYABETİK RETİNOPATİ  NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Özellikle ilk 3 evrede, makula ödemi yoksa tedaviye gerek yoktur. Yalnızca diyabetik retinopatinin ilerlemesini önlemek için kan şekeri, kan basıncı ve kolesterol değerleri kontrol altında tutulmalıdır.


Retinada istenmeyen yeni damarlar oluşmuşsa (proliferatif diyabetik retinopati) tüm retinaya (görme merkezi dışında) laser tedavisi uygulanmalıdır. Bu tedavi genellikle iki ya da üç seans sürer. Göz içine kanama başlamadan bu laser tedavisi yapılmalıdır. Şiddetli kanama varlığında laser tedavisi mümkün olmamaktadır.


Kanama çok yoğun ise, vitrektomi denilen, kanamanın cerrahi olarak temizlenmesi ameliyatı gerekli olmaktadır. Vitrektomi ile, gözün içindeki kanama tamamen temizlenir ve aynı ameliyatta gerekli laser tedavisi uygulanır.


Makula Ödemi Nasıl Tedavi Edilir?

Diyabetik makula ödemi laser ile tedavi edilir. Genellikle tek seans yeterli olmakla birlikte inatçı durumlarda birden fazla seans gerekebilir. Eğer iki gözde birden makula ödemi varsa, önce bir göz, birkaç hafta içinde diğer göz tedavi edilmelidir.


Genelleyecek olursak, laser tedavisi diabetten dolayı körlük riskini %90 oranında önlemektedir. Bununla birlikte, laser tedavisi, zaten kayıp olan görmeyi sıklıkla yerine getiremez. Bu yüzden erken teşhis ve tedavi çok önemlidir.


Son yıllarda, özellikle diyabete bağlı gelişen makula ödeminde laser dışında birtakım yeni tedaviler de kullanılmaya başlanmıştır.

Anti-VEGF denilen bu yeni ilaçlar, hastalıklı yeni damar oluşumunu önleyerek, ayrıca makula ödemine yol açan damar sızıntılarını önleyerek diyabetik retinopatide belli bir iyileşme sağlamaktadır. Gözün içine enjekte etmek suretiyle verilen bu ilaçlar, laser ile birlikte ya da tek başına kullanılabilmekte, laserlere göre belli bir görme artışına da imkan vermektedir.

Ancak unutmamak gerekir ki anti-VEGF tedavisi cerrahi bir tedavidir ve göze yapılan bir iğnedir. Dolayısıyla enfeksiyon, retinada yırtık gibi bazı riskleri de ister istemez birlikte getirir. Bu yüzden ameliyathane ortamında, son derece steril koşullarda, konunun uzmanı deneyimli hekimlerce uygulanması gereken bir tedavidir. Ayrıca hangi durumlarda yapılması gerektiği ve ne sıklıkta uygulanması gerektiği retina uzmanı hekimler tarafından karar verilmelidir.


Vitrektomi Nedir?

Gözün içinde diabetik reetinopatiye bağlı kanama geliştiyse, vitrektomi ameliyatı uygulanmaktadır.


Vitrektomi, lokal ya da genel anestezi altında uygulanabilir. Anestezi şekline, hastanın ve hekimin ortak kararı ile belirlenir. Vitrektomide, gözün duvarına küçük delikler açılır ve çok ince aletlerle bu deliklerden girilerek gözün içindeki vitreus denilen sıvı ve kanama temizlenir. Temizlenen sıvı, dengeli tuz solusyonu denilen tıbbi bir sıvı ile değiştirilir. Aynı ameliyatta sıklıkla retinanın laser tedavisi de tamamlanır. Ameliyattan sonra ortalama bir ay boyunca koruyucu göz damlaları damlatılır.


Ameliyat sonrası hasta genellikle o gün evine döner. Bazı hastalar ise hastanede bir gece kalabilir. Ameliyat olan gözünüz kırmızı ve hassastır. Birkaç gün için ameliyat olan gözünüzsteril göz pedi ile kapatılır. Enfeksiyona karşı göz damlaları kullanmanız tavsiye edilecektir.


Unutmamak gerekir ki diyabet sistemik bir hastalıktır. Gözün sağlığı, başta kan şekeri olmak üzere, tansiyon yüksekliği ve kolesterol oranları ile doğrudan orantılıdır.


Diyabetik retinopati sinsi bir hastalıktır. Görme kaybı oluşmadan da retinada ağır hasarlar oluşur. Bu yüzden düzenli kontrol, erken teşhis, doğru tedavi çok önemlidir.


Diabetik retinopatinin tam tedavisi mümkün değildir. Oluşturduğu belli hasarlar kalıcıdır. Uygulanan tedaviler diabetik retinopatinin yol açtığı yan etkileri sınırlı bir şekilde düzeltebilir. Bu yüzden erken teşhis ve tedavi çok önemlidir